İçeriğe geç

Yan keski neye yarar ?

Bir Atölyenin İçinde Büyüyen Sessizlik

Merhaba Tekisimalat ziyaretçileri! Günümüzün konusu: “Yan keski neye yarar”. Hazırsanız başlayalım!

Kayseri’nin kışları sert olur. Bunu dışarıdan bakan biri de bilir ama burada yaşayan biri için mesele sadece soğuk değildir; sessizlik de soğuktur. Ben 25 yaşındayım ve hâlâ bazı günler çocukluğumun geçtiği o küçük atölyeye dönüp dönüp bakarım. Tozlu raflar, duvara asılı eski aletler, metal kokusu… Hepsi içimde garip bir yerleri hâlâ canlı tutar.

O atölye benim için sadece bir iş yeri değildi. Babamın dünyasıydı. Benimse anlamaya çalıştığım, bazen kaçtığım, bazen sığındığım bir yer. İçinde en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de yan keskiydi. İlk bakışta sıradan bir alet gibi dururdu ama o aletin etrafında dönen şeyler, benim hayatımın da bir yerinde düğümlenmişti.

Yan keski neye yarar? İlk kez öğrendiğim gün

Çocukken her şeyi merak ederdim. Babam bir şey yaparken yanına yaklaşmamı istemezdi ama ben hep bir yol bulurdum. O gün de yine öyle olmuştu. Elinde bir yan keski vardı. Telin ucunu yakalayıp bir “çıt” sesiyle kesmişti.

O ses hâlâ kulağımda.

“Yan keski neye yarar?” diye sormuştum. Babam kısa bir an durup bana bakmıştı. Sonra hiç uzatmadan cevap vermişti: “İnce işleri halleder. Fazlalığı alır. Düzeni sağlar.”

O an pek bir şey anlamamıştım. Ama o kelimeler içimde bir yere kazınmıştı. İnce işler, fazlalıklar, düzen…

Büyüdükçe bunun sadece bir alet tanımı olmadığını fark ettim. İnsanların hayatında da “fazlalıklar” vardı. Bazen bir cümle, bazen bir ilişki, bazen de içini kemiren bir düşünce… Hepsi kesilip atılması gereken ince teller gibiydi.

Ama bunu yapmak, hiç de kolay değildi.

Kırılan şeyler ve onarılan hayaller

Liseyi bitirdiğim dönem hayatımın en dağınık zamanlarından biriydi. Üniversiteye girememiştim. Arkadaşlarım şehir dışına gitmişti. Ben Kayseri’de kalmıştım. Babamın atölyesine daha sık gitmeye başlamıştım. Başta sadece zaman geçirmek için gidiyordum ama sonra o yer bana bir tür sığınak oldu.

Bir gün babam bana küçük bir iş verdi. “Şu kabloları düzenle,” dedi. Önüme yan keskiyi koydu. O an ellerim biraz titredi. Sanki bir şeyleri yanlış yaparsam sadece kabloyu değil, daha büyük bir şeyi de koparacakmışım gibi hissettim.

Kablolar birbirine dolanmıştı. Karmaşıktı. Tıpkı içim gibi.

Yan keskiyi elime aldım. İlk kesişimde elim titredi. Tel kopmadı, eğildi sadece. Babam hiçbir şey söylemedi. Sadece izledi.

O sessizlik beni daha çok zorladı.

Sonra tekrar denedim. Bu sefer biraz daha sert bastım. “Çıt” sesi geldi. O ses bana garip bir rahatlama verdi. Sanki içimde bir şey de o anda düzene girmişti.

Ama aynı zamanda içimde bir boşluk da oluşmuştu. Kestiğim şey sadece bir tel değildi sanki. Bir ihtimaldi, bir düşünceydi, belki de başka bir hayatın küçük bir parçasıydı.

Küçük bir kıvılcım

O gün eve döndüğümde uzun süre ellerime baktım. Normalde sıradan görünen bir hareketin bu kadar etkileyici olması beni şaşırtmıştı. Yan keski neye yarar diye sorduğumda aldığım cevap artık daha derin geliyordu bana.

Fazlalığı almak… Ama ya fazlalık sandığın şey aslında senin tutunduğun tek şeyse?

İşte o düşünce beni geceleri uyutmuyordu.

Kayseri’nin soğuk gecelerinde odamın camına vuran rüzgârı dinlerken, hayatımda neleri kesip neleri bırakmam gerektiğini düşünüyordum. Babamın sessizliği, annemin endişeli bakışları, arkadaşlarımın uzakta kurduğu yeni hayatlar… Hepsi birer tel gibi birbirine dolanmıştı.

Ve ben, elimde görünmez bir yan keski tutuyordum sanki.

Kayseri’nin soğuğunda ısınan anılar

Zaman geçtikçe atölyeye daha bilinçli gitmeye başladım. Artık sadece izlemiyordum. Öğreniyordum. Babamın hareketlerini takip ediyor, hangi aletin ne işe yaradığını anlamaya çalışıyordum.

Yan keski özellikle dikkatimi çekiyordu. Çünkü en basit görünen işlerde bile en kritik rolü o oynuyordu. Bir düzen kurmak, bir şeyi temizlemek, bir fazlalığı almak…

Ama bazen o “fazlalık” sandığın şey, bir şeyin başlangıcı da olabiliyordu.

Bir gün yaşlı bir elektrikçi atölyeye gelmişti. Elinde eski bir lambayla. Kabloları yanmıştı. Babam bana döndü ve “Bunu sen hallet,” dedi.

İçimde korku vardı ama aynı zamanda garip bir heyecan da.

Yan keskiyi aldım. Kablonun yanan kısmını kestim. Ellerim terliyordu. O an fark ettim ki, kesmek sadece yok etmek değildi. Aynı zamanda yeniden başlatmaktı.

Lamba tekrar yandığında içimde bir şey de yandı.

Belki de ilk defa kendime güvenmiştim.

Yan keski neye yarar? Aslında sadece tel kesmek değil

Şimdi geriye dönüp baktığımda, yan keski bana çok daha büyük bir şeyi öğrettiğini fark ediyorum. Sadece metal tel kesmeyi değil, hayatın içindeki düzensizliği görmeyi öğretti.

Bazen insanın eline aldığı şey bir alet değildir aslında. Bir anlamdır.

Babamın sessizliğiyle öğrendiğim şey, her fazlalığın acı vererek koparıldığıydı. Ama o kopuşun ardından bir düzen geliyordu. Kimi zaman huzur, kimi zaman boşluk…

Ben o boşluğu uzun süre taşıdım.

Arkadaşlarımın gittiği şehirleri düşündüm. Onların kurduğu yeni hayatları… Ben ise Kayseri’de, bir atölyenin içinde, metal kokusunun arasında kendi iç sesimi duymaya çalışıyordum.

Yan keski neye yarar diye sorduğumda artık cevabım değişmişti.

Sadece tel kesmezdi.

Bazen insanın içindeki düğümleri de görünmez bir şekilde açardı.

Ama her düğüm açıldığında, insan biraz daha farklı biri olurdu. Belki biraz daha yalnız, belki biraz daha güçlü.

İçimde Kalan Ses

Bugün hâlâ o atölyeye ara sıra uğruyorum. Babam yaşlandı. Daha az konuşuyor. Ama yan keski hâlâ aynı yerde duruyor.

Elime aldığımda geçmişimle bugünüm arasında ince bir bağ hissediyorum. Sanki o alet, sadece metalleri değil, beni de şekillendirmiş gibi.

Bazen düşünüyorum: Hayatta kesip attıklarımız mı bizi biz yapar, yoksa tuttuklarımız mı?

Kayseri’nin soğuğu yine kapıyı yokluyor. İçimde eski günlerden kalan bir sıcaklık var. Belki de o sıcaklık, ilk kez yan keskiyi elime aldığım gün başlamıştı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://sacekimiforum.net https://ayip.com.tr https://ronesanskoltukyikama.com.tr Sitemap
betexper girişbetexper.xyz